Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer
Psikoloji; İletişim, İlişkiler
Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer
Psikoloji; İletişim, İlişkiler
Blog & Duyurular

İçimizdeki Yaralı Çocuğu İyileştirmek: Yetişkinlikte Duygusal Onarım

20 Ocak 2026
İçimizdeki Yaralı Çocuğu İyileştirmek: Yetişkinlikte Duygusal Onarım

Yetişkin hayatımızda verdiğimiz tepkilerin, yaşadığımız öfke patlamalarının veya sebepsiz hüzünlerin kökeni genellikle bugünde değil, geçmişte saklıdır. Psikoloji literatüründe “İç Çocuk” (Inner Child) olarak tanımlanan kavram, sadece metaforik bir anlatım değil, geçmiş deneyimlerimizin sinir sistemimizde kodlanmış halidir. İç çocuk çalışması, bireyin bu kodlanmış anılarına ulaşarak, yetişkinlikte yaşadığı kısır döngüleri kırmasını sağlayan en etkili yöntemlerden biridir. Bu süreç, geçmişi değiştirmekle ilgili değil, geçmişin bugün üzerindeki etkisini dönüştürmekle ilgilidir. Birçok yetişkin, çocukluk travmaları nedeniyle duygusal gelişiminin belirli bir noktasında takılı kalmış olabilir. Bu yazıda, bilimsel veriler ışığında duygusal onarım sürecini nasıl başlatabileceğinizi, kendinize nasıl şefkat gösterebileceğinizi ve içsel bütünlüğe nasıl ulaşabileceğinizi detaylıca ele alacağız.

İç Çocuğun Sesini Nasıl Duyarız?

İç çocuğun sesi, genellikle kelimelerle değil, bedensel duyumlar ve yoğun duygularla konuşur. Modern yaşamın hızı içinde, mantıklı yetişkin zihnimiz sürekli ön plandadır ve bu durum, içimizdeki o hassas parçanın sesini bastırır. Ancak iç çocuk çalışması yapmaya başladığımızda, karnımızdaki o tanıdık kasılmanın, boğazımızdaki düğümlenmenin veya aniden gelen yetersizlik hissinin aslında o çocuğun “Beni gör, korkuyorum” deme şekli olduğunu fark ederiz.

Bu sesi duymak için öncelikle durmak ve yargılamadan dinlemek gerekir. Duygusal onarım süreci, o an hissettiğiniz duygunun mantıksız olduğunu düşünerek onu itmek yerine, o duyguya alan açmakla başlar. Örneğin, bir arkadaşınız mesajınıza geç döndüğünde hissettiğiniz yoğun terk edilme korkusu, aslında o anki durumla orantısızdır; bu, geçmişte ihtiyaçları karşılanmamış çocuğun çığlığıdır. O sese kulak vermek, iyileşmenin ilk adımıdır.

Tetiklenmeler ve Geçmişin İzleri

Tetiklenmeler, beynimizin amigdala bölgesinin, geçmişteki bir tehdidi bugün tekrar ediyormuş gibi algılaması sonucu ortaya çıkar. Çocukluk travmaları, beynin tehlike algısını kalıcı olarak değiştirebilir. Eğer çocukken duygusal ihmale maruz kaldıysanız, yetişkinlikte partnerinizin sessizliği sizi derinden sarsabilir. Bu noktada yaşanan şey, basit bir alınganlık değil, travmatik bir anının duygusal düzeyde tekrar yaşanmasıdır (emotional flashback).

Bu izleri sürmek, çocukluk travmaları ile yüzleşmeyi gerektirir. Ancak bu yüzleşme, suçlamak için değil, anlamak içindir. Tetiklendiğiniz anlarda kendinize “Şu an kaç yaşımda hissediyorum?” diye sormak, yetişkin benliğiniz ile yaralı çocuk benliğiniz arasındaki ayrımı yapmanıza yardımcı olur. Bu farkındalık, duygusal onarım için kritik bir adımdır çünkü tepkilerinizi otomatikten manuele almanızı sağlar.

Kendine Ebeveynlik Yapma (Reparenting)

Kendine ebeveynlik (Reparenting), iç çocuk çalışması sürecinin kalbidir. Bu kavram, çocukken ebeveynlerinizden alamadığınız ilgi, onay, güven veya sınırları, bugün bir yetişkin olarak kendi kendinize verebilme becerisidir. Şema Terapisi’nde “Sağlıklı Yetişkin Modu” olarak adlandırılan bu tarafımız, korkmuş veya öfkeli iç çocuğa şefkat ve güvenle yaklaşır.

Reparenting süreci, içimizdeki çocuğa “Senin yanındayım, güvendesin, hata yapabilirsin” diyebilmeyi içerir. Bu, duygusal onarım sağlayan en güçlü mekanizmadır. Tıpkı ağlayan bir çocuğu sakinleştiren bir ebeveyn gibi, kendi içsel krizlerimizde kendimizi yatıştırabilmeyi öğreniriz. Bu süreçte kendimize gösterdiğimiz şefkat, beynimizde oksitosin salgılanmasını sağlayarak stres seviyesini düşürür ve nöral yolları yeniden yapılandırır.

Şefkat Odaklı Yaklaşım ve Duygusal İyileşme

İyileşme yolculuğunda en çok ihtiyaç duyduğumuz ancak kendimizden en çok esirgediğimiz şey şefkat duygusudur. Öz şefkat, acı çektiğimizde kendimizi eleştirmek yerine, sevdiğimiz bir dosta davranacağımız gibi kendimize davranmaktır. Araştırmalar, şefkat odaklı yaklaşımların, travma sonrası stres belirtilerini azalttığını ve duygusal dayanıklılığı artırdığını göstermektedir.

İç çocuğumuz hata yaptığında veya korktuğunda onu yargılamak, çocukluk travmalarının etkisini pekiştirmekten başka bir işe yaramaz. Bunun yerine, “Şu an zorlanıyorsun ve bu çok normal, ben buradayım” diyebilmek, duygusal onarım sürecini hızlandırır. Şefkat, zayıflık değil; aksine acıyla yüzleşebilme cesaretidir. Kendine şefkat göstermeyi öğrenen bireyler, iç dünyalarında güvenli bir liman yaratmış olurlar.

Çocukluk Travmaları ile Yüzleşme ve Kabullenme

Çocukluk travmaları ile yüzleşmek, geçmişte olanları değiştiremeyeceğimizi, ancak onların üzerimizdeki etkisini değiştirebileceğimizi kabul etmekle başlar. Bu süreç, inkar mekanizmalarını bırakıp, o küçük çocuğun yaşadığı acıyı, yalnızlığı veya korkuyu geçerli kılmayı gerektirir. Travma sadece fiziksel şiddet değildir; duygusal ihmal, aşağılanma veya aşırı koruyuculuk da derin izler bırakabilir.

Bu yüzleşme esnasında iç çocuk çalışması yapmak, bastırılmış duyguların (yas, öfke, utanç) yüzeye çıkmasına ve boşalmasına olanak tanır. Kabullenme, olayı onaylamak demek değildir; “Evet, bu benim başıma geldi ve bu benim canımı yaktı” diyebilmektir. Bu gerçeklik algısı, duygusal onarımın temelini oluşturur. Çünkü iyileşme, ancak neyin yaralandığını kabul ettiğimizde başlayabilir.

Duygusal Onarım Sürecinde Pratik Egzersizler

Teorik bilginin ötesinde, duygusal onarım pratik uygulamalarla pekişir. İç çocuk çalışması kapsamında yapılabilecek en etkili egzersizlerden biri, dominant olmayan elinizle (genellikle sol el) iç çocuğunuzdan bir mektup yazmasını istemek ve sağ elinizle (yetişkin halinizle) ona cevap vermektir. Bu teknik, beynin sağ lobunu aktive ederek duygusal kayıtlara ulaşmayı kolaylaştırır.

Bir diğer etkili yöntem ise şefkat meditasyonları ve görselleştirmedir. Gözlerinizi kapatıp, çocukluk halinizin yanına gidip ona sarıldığınızı, ona ihtiyaç duyduğu güveni verdiğinizi hayal etmek, beyin için gerçek bir deneyim kadar etkilidir. Bu pratikler düzenli yapıldığında, çocukluk travmalarının yarattığı nörolojik yollar zayıflar ve yerine güven, huzur ve öz değer içeren yeni yollar inşa edilir. Unutmayın, duygusal onarım bir varış noktası değil, ömür boyu süren şefkatli bir yolculuktur.


Kaynakça ve İleri Okuma Önerileri

Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki akademik yaklaşımlar ve kaynaklar temel alınmıştır:

  1. Şema Terapi ve İç Çocuk Modları: Dr. Jeffrey Young’ın geliştirdiği Şema Terapi modeli, “İncimiş Çocuk” ve “Sağlıklı Yetişkin” modları arasındaki ilişkiyi açıklar.
    • İlgili Eser: Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide. (Türkçe Çeviri: Şema Terapi – Klinisyenin Rehberi).
  2. Öz Şefkat (Self-Compassion): Dr. Kristin Neff’in çalışmaları, kendine şefkat göstermenin psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkilerini kanıtlamaktadır.
    • Makale: Neff, K. D. (2003). “Self-Compassion: An Alternative Conceptualization of a Healthy Attitude Toward Oneself”. Self and Identity, 2(2), 85-101. Makaleyi İncele
  3. Çocukluk Travmaları ve Beyin Gelişimi: Travmanın beyin üzerindeki etkileri konusunda Dr. Bessel van der Kolk’un çalışmaları referans alınmıştır.
    • Kitap: Van der Kolk, B. (2014). The Body Keeps the Score: Brain, Mind, and Body in the Healing of Trauma. (Türkçe: Beden Kayıt Tutar).
  4. Bağlanma Teorisi: John Bowlby ve Mary Ainsworth’un çalışmaları, çocukluktaki bakım veren ilişkisinin yetişkinlikteki duygusal düzenlemeyi nasıl etkilediğini açıklar.
    • Kaynak: Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development.

Önemli Not: Ancak, bu yaklaşımlar bireysel olarak değil, uzman bir hekim kontrolünde ve yönlendirilmesiyle uygulanmalıdır. Psikolojik destek çalışmaları yalnızca alanında uzmanlaşmış klinik psikologlar tarafından yürütülmeli, fizyolojik yöntemler ise ilgili sağlık profesyonellerinin önerileri doğrultusunda değerlendirilmelidir.