Kışın Kilo Alma Korkusu ve Beden Olumlama (Body Positivity)

İçindekiler
Kış ayları geldiğinde iştahımızın açılması ve özellikle karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelmemiz, aslında iradesizlikten ziyade evrimsel ve biyolojik bir mekanizmanın sonucudur. Atalarımız için kış, kıtlık ve soğuk anlamına geliyordu; bu yüzden bedenimiz, hayatta kalmak için enerji depolama moduna girer. Soğuyan hava ile birlikte vücut ısısını korumak için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarız (termozenez). Bu durum, kışın kilo almak konusundaki endişeleri tetiklese de, aslında bedenin bizi koruma çabasının bir parçasıdır. Araştırmalar, gün ışığının azalmasının beyindeki serotonin seviyelerini düşürdüğünü ve bu düşüşü dengelemek için beynin bizi karbonhidrat tüketimine yönlendirdiğini göstermektedir.
Biyolojik saatin (sirkadiyen ritim) kışın değişen gün ışığına uyum sağlamaya çalışması, metabolizmamızı ve iştah mekanizmamızı doğrudan etkiler. Melatonin hormonu artarken serotonin seviyelerinin düşmesi, bizi daha yorgun ve hüzünlü hissettirebilir. Bu “kış hüznü” ile başa çıkmak isteyen beyin, hızlı bir mutluluk kaynağı olarak şekere ve hamur işlerine yönelir. Dolayısıyla, kışın kilo almak sadece yediklerimizle ilgili değil, nörobiyolojik bir denge arayışıdır. Bu süreci anlamak, kendimizi suçlamayı bırakıp bedenimize daha şefkatle yaklaşmanın ilk adımıdır.
Duygusal Yeme ile Başa Çıkma
Kışın eve kapanma, sosyal aktivitelerin azalması ve kasvetli hava, birçok kişiyi duygusal yeme davranışına iter. Duygusal yeme, fiziksel bir açlıktan ziyade; stres, üzüntü, yalnızlık veya sıkıntı gibi duyguları bastırmak için yemek yeme eylemidir. Kış aylarında artan içe dönüklük hali, yiyecekleri bir “konfor alanı” olarak görmemize neden olabilir. Ancak bu durum genellikle geçici bir rahatlama sağlasa da, sonrasında gelen pişmanlık ve suçluluk duygusu, döngüyü daha da kötüleştirir. Psikolojik dayanıklılığımızı artırarak bu döngüyü kırmak mümkündür.
Duygusal yeme ile başa çıkmanın en etkili yollarından biri, yeme dürtüsü geldiğinde “Şu an gerçekten aç mıyım, yoksa hissettiğim bir duyguyu mu doyurmaya çalışıyorum?” sorusunu sormaktır. Eğer cevap duygusal bir ihtiyaçsa, yiyecek dışı alternatifler geliştirmek gerekir. Sıcak bir duş almak, bir arkadaşla konuşmak, yazı yazmak veya meditasyon yapmak gibi eylemler, o anki duygu durumunu düzenlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, kışın azalan güneş ışığına karşı D vitamini takviyesi almak ve gün ışığından maksimum düzeyde faydalanmak da duygu durumunu iyileştirerek yeme ataklarını azaltabilir.
Bedeni Yargılamadan Beslemek
Bedeni yargılamadan beslemek, yediklerini “iyi” veya “kötü” olarak etiketlemekten vazgeçip, bedenin ihtiyaçlarına kulak vermeyi gerektirir. Diyet kültürü, bize sürekli olarak zayıf kalmayı ve belirli besinlerden kaçınmayı dikte eder. Ancak bu kısıtlayıcı zihniyet, özellikle kışın artan biyolojik ihtiyaçlarla çatıştığında, yeme bozukluklarına ve beden imajı sorunlarına zemin hazırlar. Beden olumlama hareketi, bedenin her formuna saygı duymayı ve onu cezalandırmak yerine beslemeyi savunur. Kışın alınan birkaç kilonun, bedenin doğal döngüsünün bir parçası olduğunu kabul etmek, zihinsel sağlığımız için kritiktir.
Yargısız beslenme (Mindful Eating), yemeği bir düşman gibi görmek yerine, ondan keyif almayı ve doygunluk sinyallerini fark etmeyi içerir. Bir parça çikolata yediğinizde kendinizi suçlamak yerine, o anın tadını çıkarmak ve bedeninizin ne zaman doyduğunu hissetmek, beden olumlama felsefesinin temel taşlarındandır. Bedenimiz, mevsimlere göre şekil değiştirebilen dinamik bir yapıdır. Onu sürekli aynı kalıba sokmaya çalışmak yerine, kışın getirdiği yavaşlama ve içe dönme ihtiyacına saygı duymak, gerçek bir iyileşme sağlar.
İncele: Kendinize Karşı Dürüst Olma Zamanı (Journaling)
Beden Olumlama ve Öz Şefkat ile Zihinsel Dönüşüm
Beden olumlama, sadece dış görünüşü sevmek değil, bedenin işlevine ve varlığına minnet duymaktır. Kış aylarında kalın giysiler arkasına saklanma isteği veya aynaya bakmaktan kaçınma davranışları, beden algısının zedelendiğine işaret edebilir. Tam bu noktada öz şefkat devreye girer. Öz şefkat, zor zamanlarda kendimize sevdiğimiz bir arkadaşımıza davrandığımız gibi davranabilme becerisidir. “Neden bu kadar yedin?” diye kendinizi eleştirmek yerine, “Şu an zor bir dönemden geçiyorum ve bedenim enerjiye ihtiyaç duyuyor, bu çok doğal” diyebilmek, zihinsel yükü hafifletir.
Araştırmalar, öz şefkat düzeyi yüksek bireylerin, beden memnuniyetsizliği ve yeme bozukluğu geliştirme riskinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Beden olumlama ve öz şefkat pratiklerini birleştirmek, kışın değişen bedeninize karşı acımasız eleştiriler getirmek yerine, ona bakım vermenizi sağlar. Cildinizi nemlendirmek, rahat kıyafetler giymek ve bedeninizi zorlamayan egzersizler yapmak, bu şefkatin somut göstergeleridir. Unutmayın, bedeniniz sizin düşmanınız değil, hayat yolculuğundaki en sadık evinizdir.
İncele: Power Dressing: İşe Dönüşte Kıyafetlerle Özgüven İnşası
Kışın Kilo Almak ve Mevsimsel Depresyon İlişkisi
Birçok insan için kışın kilo almak, mevsimsel duygu durum bozukluğunun (Mevsimsel Depresyon) bir belirtisi olabilir. Enerji düşüklüğü, aşırı uyuma isteği ve karbonhidrat açlığı ile karakterize olan bu durum, kişinin kilo kontrolünü zorlaştırabilir. Ancak burada odaklanılması gereken nokta tartıdaki rakam değil, ruhsal iyilik halidir. Duygusal yeme atakları genellikle bu depresif ruh halini hafifletme çabasıdır. Bu yüzden, kilo alımını sadece bir kalori fazlası olarak değil, ruhun bir yardım çağrısı olarak görmek gerekir.
Eğer kışın kilo almak sizin için yoğun bir kaygı kaynağına dönüşüyorsa ve buna duygusal yeme eşlik ediyorsa, altta yatan nedenlere odaklanmak gerekir. Kendinize “Şu an neye ihtiyacım var?” diye sorun. Belki de ihtiyacınız olan şey daha fazla yemek değil, daha fazla sosyalleşme, daha fazla ışık veya profesyonel bir destektir. Beden olumlama bakış açısıyla, kışın alınan kiloları bir başarısızlık olarak değil, bedenin zorlu kış şartlarına verdiği doğal bir tepki olarak yeniden çerçeveleyebilirsiniz.
İncele: Bipolar Bozukluk mu, Duygu Durum Değişimi mi? Farkı Anlamak
Öz Şefkat Temelli Beslenme Alışkanlıkları
Öz şefkat temelli beslenme, kısıtlamaların ve yasakların olmadığı, bedeni dinlemeye dayalı bir yaklaşımdır. Kışın sıcak çorbalar, bitki çayları ve kök sebzelerle bedeni ısıtmak, ona iyi bakmanın bir yoludur. Beden olumlama yaklaşımıyla birleştirildiğinde, beslenme bir stres kaynağı olmaktan çıkıp bir öz bakım rutinine dönüşür. Hedefimiz kışın kilo almak korkusuyla yaşamak yerine, bedenin değişen ihtiyaçlarını fark edip ona saygı duymak olmalıdır.
Bu süreçte mükemmel olmaya çalışmak yerine, “yeterince iyi” olmayı hedeflemek önemlidir. Duygusal yeme anlarında kendinizi affetmek ve bir sonraki öğünde dengeyi sağlamak, öz şefkat pratiğinin bir parçasıdır. Kış, doğanın dinlendiği bir mevsimdir; siz de bedeninize dinlenmesi, yenilenmesi ve belki de biraz değişmesi için izin verin. Bu esneklik, hem zihinsel hem de fiziksel sağlığınız için en büyük yatırımdır.
Ancak, bu yaklaşımlar bireysel olarak değil, uzman bir hekim kontrolünde ve yönlendirilmesiyle uygulanmalıdır. Psikolojik destek çalışmaları yalnızca alanında uzmanlaşmış klinik psikologlar tarafından yürütülmeli, fizyolojik yöntemler ise ilgili sağlık profesyonellerinin önerileri doğrultusunda değerlendirilmelidir.
Kaynakça:
- The University of Queensland. (2023). 3 reasons you feel hungrier and crave comfort foods when the weather turns cold. School of Public Health.
- CBT Professionals. (2023). The Psychology Behind Winter Comfort Foods.
- Palmeira, L., et al. (2019). Body Positivity and Self-Compassion on a Publicly Available Behavior Change Weight Management Program. Semantic Scholar.
- Neff, K. D. (2023). Self-Compassion May Have Benefits for Body Image among Women with a Higher Body Mass Index and Internalized Weight Bias. NIH National Library of Medicine.
