Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer
Psikoloji; İletişim, İlişkiler
Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer
Psikoloji; İletişim, İlişkiler
Blog & Duyurular

Çocuklarda Ekran Bağımlılığı ve Oyun Terapisi

15 Şubat 2026
Çocuklarda Ekran Bağımlılığı ve Oyun Terapisi

Teknolojinin evlerimizin içine kadar girdiği bu çağda, çocukların tablet, telefon ve televizyonla kurduğu ilişki artık bir tercih değil, kaçınılmaz bir durum haline geldi. Ancak bu durum, kontrol edilmediğinde ciddi bir ekran bağımlılığı riskini de beraberinde getiriyor. Çocukların henüz tam gelişmemiş olan sinir sistemleri, ekranların sunduğu yoğun dopamin uyarımına karşı oldukça savunmasızdır. Bu durum, sosyal becerilerin körelmesine, dikkat sürelerinin kısalmasına ve duygusal regülasyon sorunlarına yol açmaktadır. Ebeveynler için en büyük zorluk, teknolojiyi tamamen yasaklamak değil, sağlıklı sınırlar koyabilmektir. Bu noktada oyun terapisi, dijital dünyanın yarattığı boşluğu doldurmak ve çocuğun gerçek dünyayla bağını yeniden güçlendirmek için en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkar. Çocuklarda ekran bağımlılığı ile baş etme yolları arayışında olan aileler için oyunun iyileştirici gücü, bilimsel olarak kanıtlanmış bir çözüm kapısı aralamaktadır.

1. Ekran Bağımlılığı Belirtileri ve Beyin Gelişimi Üzerindeki Etkisi

Bir çocuğun teknoloji kullanımı ne zaman bağımlılık seviyesine ulaşır? Eğer çocuk ekrandan uzaklaştırıldığında aşırı öfke nöbetleri geçiriyor, uyku ve iştah düzeni bozuluyor, günlük sorumluluklarını yerine getiremiyorsa ciddi bir ekran bağımlılığı söz konusu olabilir. Akademik araştırmalar, aşırı ekran maruziyetinin beynin ön lobu (prefrontal korteks) gelişimini olumsuz etkilediğini ve çocuklarda dürtü kontrolü problemlerini artırdığını göstermektedir.

Bu süreçte çocuklarda ekran bağımlılığı ile baş etme yolları üzerinde düşünürken, durumun sadece bir “vakit geçirme” meselesi olmadığını anlamak gerekir. Ekranlar, çocuklara çabasız bir haz sunar; oysa gerçek hayat sabır ve çaba gerektirir. Bu denge bozulduğunda çocuk, gerçek dünyadan koparak dijital dünyanın pasif bir alıcısı haline gelir. Bu noktada devreye giren oyun terapisi, çocuğun pasif konumdan aktif konuma geçmesini sağlayarak beynin sağlıklı gelişimini destekler.

İnceleyin: İlişkilerde Güven Problemi ve Çözüm Yolları: Bilimsel Yaklaşımlar

2. Oyun Terapisi Nedir? Dijital Dünyadan Gerçek Dünyaya Köprü

Oyun terapisi, çocukların duygu ve düşüncelerini kelimelerle ifade etmekte zorlandığı durumlarda, oyunun ve oyuncakların bir dil olarak kullanıldığı klinik bir yöntemdir. Ekran bağımlılığı yaşayan çocuklar genellikle duygusal boşluklarını dijital oyunlarla doldurmaya çalışırlar. Terapötik oyun ortamında ise çocuk, uzman bir terapist eşliğinde kendi iç dünyasını yansıtır ve ekranların yarattığı yapay uyarılmanın ötesine geçer.

Uzmanlar, çocuklarda ekran bağımlılığı ile baş etme yolları arasında oyunun yapılandırılmış bir iyileşme aracı olduğunu belirtmektedir. Oyun terapisi sayesinde çocuk; hayal kurma, problem çözme ve empati gibi ekranların sunamadığı hayati becerileri geliştirir. Bu süreçte kullanılan sembolik oyunlar, çocuğun dijital dünyada hapsolmuş duygularını dışarı vurmasına ve gerçek hayatın sosyal dinamiklerine yeniden uyum sağlamasına yardımcı olur.

3. Çocuklarda Ekran Bağımlılığı ile Baş Etme Yolları: Ebeveyn Stratejileri

Ailelerin en çok sorduğu soru, ekran sürelerini nasıl yönetecekleridir. Çocuklarda ekran bağımlılığı ile baş etme yolları denildiğinde akla ilk gelen “dijital detoks” veya yasaklama olsa da, asıl çözüm “nitelikli zaman” kavramında yatar. Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte oyun oynaması, onların dünyasına dahil olması ve ekran dışında cazip alternatifler yaratması, bağımlılık döngüsünü kıran en güçlü etkendir.

Buna ek olarak, evdeki “ekransız bölgeler” ve “ekransız saatler” uygulaması, ekran bağımlılığı riskini minimize eder. Çocuğun elinden tableti aldığınızda yerine koyacağınız şey bir boşluk değil, etkileşim olmalıdır. Eğer bu süreç aile içinde yönetilemeyecek bir krize dönüştüyse, bir uzmandan yardım almak ve oyun terapisi sürecine başlamak, aile bağlarını onarırken çocuğun gelişimini de güvence altına alacaktır.

4. Oyunun İyileştirici Gücü ve Sosyal Becerilerin Onarımı

Dijital dünya bireyselliği ve izolasyonu körüklerken, oyun doğası gereği paylaşımı ve etkileşimi öğretir. Ekran bağımlılığı olan çocuklarda görülen en büyük eksiklik, göz teması kurma ve karşılıklı iletişim başlatma becerileridir. Oyun terapisi seanslarında çocuk, terapistle kurduğu güven ilişkisi üzerinden bu becerileri yeniden inşa eder. Burada oyun, sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda bir öğrenme laboratuvarıdır.

Çocuklarda ekran bağımlılığı ile baş etme yolları araştırılırken, oyunun çocuğun üzerindeki stres seviyesini düşürdüğü de unutulmamalıdır. Ekrandaki hızlı geçişler sinir sistemini sürekli “tetikte” tutarken, serbest oyun çocuğun kendi hızında ilerlemesine olanak tanır. Oyun terapisi bu yavaşlamayı ve derinleşmeyi sağlar. Çocuk kendi başına oyun kurabildiğinde, dışarıdan gelen (dijital) bir uyarana olan ihtiyacı da zamanla azalmaya başlar.

İnceleyin: Dijital Detoks: Sosyal Medya Kıyaslamasından Özgürleşmek

5. Okul Öncesi ve Okul Çağında Dijital Sınırlar

Farklı yaş grupları için ekran bağımlılığı farklı riskler taşır. Okul öncesi dönemde dil gelişimi ve motor beceriler için ekran kullanımı minimumda tutulmalıdır. Okul çağında ise ödevlerin ve sosyal medyanın etkisiyle bu dengeyi kurmak zorlaşabilir. Çocuklarda ekran bağımlılığı ile baş etme yolları kapsamında, çocuklara dijital okuryazarlık kazandırmak ve ekranı bir ödül mekanizması olmaktan çıkarmak temel amaç olmalıdır.

Eğer çocuğunuzun ekran başında geçirdiği süre, arkadaşlarıyla olan oyun saatlerinin önüne geçiyorsa, oyun terapisi desteği almak için doğru zamandasınız demektir. Bu terapi yöntemi, çocuğun yaş gelişimine uygun oyunlarla onu tekrar gerçekliğe bağlar. Ekran bağımlılığı ile zayıflayan dikkat ve odaklanma süresi, bu sayede kademeli olarak artış gösterir. Eğitim hayatındaki başarının temeli, çocuğun ekran dışındaki dünyada da odaklanabilme yeteneğine bağlıdır.

6. Uzman Desteği ve Klinik Yaklaşımlar

Kürşat Şahin Yıldırımer hocamızın da klinik gözlemleri doğrultusunda, ekran bağımlılığı sadece bir alışkanlık değil, bazen altta yatan bir dikkat eksikliğinin veya duygusal bir ihtiyacın belirtisi olabilir. Çocuklarda ekran bağımlılığı ile baş etme yolları belirlenirken multidisipliner bir yaklaşım benimsenmelidir. Oyun terapisi, bu bütüncül yaklaşımın merkezinde yer alarak çocuğun duygusal dünyasını şifalandırır.

Sonuç olarak, ekran bağımlılığı günümüzün gerçeği olsa da kaderi değildir. Erken müdahale, doğru ebeveyn tutumları ve profesyonel oyun terapisi desteği ile çocukların dijital dünyada kaybolmasının önüne geçilebilir. Çocuklarımızın elinden ekranı aldığımızda onlara verebileceğimiz en büyük hediye, onlarla gerçekten oyun oynadığımız ve bağ kurduğumuz anlardır. Bu süreç, sadece bağımlılığı bitirmekle kalmaz, aynı zamanda daha özgüvenli ve sağlıklı bireyler yetişmesini sağlar.

Ancak, bu yaklaşımlar bireysel olarak değil, uzman bir hekim kontrolünde ve yönlendirilmesiyle uygulanmalıdır. Psikolojik destek çalışmaları yalnızca alanında uzmanlaşmış klinik psikologlar tarafından yürütülmeli, fizyolojik yöntemler ise ilgili sağlık profesyonellerinin önerileri doğrultusunda değerlendirilmelidir.


Akademik Kaynaklar ve Referanslar